Hastane Nedir ?

Hastane, hastaların kabul ve tedavi edildikleri yerdir.

Kelimenin kökü, Latince bospitalis’tir ki, ev sahibi ile misafire ait bir anlamı vardır ve günümüzde, anlamı değiştiği halde otel kelimesi de aynı kökten türemiştir.

Hastanelerin Tarihi Oluşumu

M.Ö. 4000 yıllarında, Mısır’da, tapınaklara bağlı bir tür hastaneler vardı ve burada hastalar, Tanrılardan yardım beklemek için yatarlardı. Tıbbın babası kabul edilen Hipokrat’la (M.Ö 370’te ölmüştür.) ilgili olan, Kos’taki (İstanköy’deki) Aesculapius (Eskülap) tapınağı ise, aynı prensibe dayandığı halde, Hipokrat’ın tıbba getirdiği yeni anlayıştan ötürü, değişik nitelikteydi.

Hipokrat
Hipokrat

Doğu’da Hint hükümdarı Asoka, Surat’ta bir hastane kurmuş ve meşhur Harun-el Reşit de Bağdat’da birkaç hastane açmıştır.

Bizans imparatorluğu devrinde, Kostantinopl’daki Pantocrator ise, ortaçağ Avrupasında görülmemiş nitelikte ileri bir hastaneydi. Burada, tıbbın çeşitli dallarının uzmanları, doğum için kadın hekimler, eczane, giren hastaların giysilerinin dezenfeksiyonu, temiz hasta takımları kullanılması vb. gibi ileri anlayış belirtilerine rastlanmaktadır.

XVIII. yüzyıla kadar, Büyük Biritanya’da, tam anlamda hastaneye rastlanmaz. 1710 yıllarında, Londra’daki iki hastane benzeri kurum, St. Thomas ve St. Bartholomew’s hastaneleriydi. Zamanla, hastane anlayışı gelişti ve XIX. yüzyılda, bazıları dini organizasyonlarınca açılmış olan dispanserlerde, ayakta tedavi usulü başlatıldı.

Hastane St. Thomas
Hastane St. Thomas

Günümüzün anlayışına uygun hastaneciliğin gerçekleşmesine yol açan olarlar şunlardır;

  • Anestezik maddelerin bulunması: Bu sayede, kanlı, ıstıraplı ve tabi olarak kısa olması gereken, son çare diye baş vurulan ameliyatların yerini, modern cerrahi aldı.
  • Sepsis tehlikesini azaltan ve Lister tarafından, 1865’te ortaya atulan, antisepsi tekniği.

Bunların yanı sıra, Kırım savaşı sonunda, edindiği tecrübeyle, hemşirelik mesleğini geliştirien ve sonraları, bilgilerini Londra’da St. Thomas Hemşire Okulunda öğreten, Florence Nightingale’in çalışmaları günümüz hastane anlayışının oluşmasında büyük rol oynamıştır.

Osmanlının İlk Hastanesi Yıldırım Darüşşifa (1390)

Yıldırım Darüşşifa
Yıldırım Darüşşifa

Osmanlı Döneminin İlk Hastanesi ise, Yıldırım Beyazıt Han tarafından 1390 yılında Yıldırım Darüşşifa ismi ile Bursa’da kurulmuştur. 2001 yılında aslına uygun olarak restore edilmiş ve göz hastanesi olarak tekrar kullanıma açılmıştır.

Yıldırım Darüşiffa’sı 1 başhekim, 2 hekim, 2 eczacı, 2 şerbetçi, 1 aşçı ve bir ekmekçi ile ilk kez hizmet vermeye başlamıştır. Yıldırım Beyazıt’ın isteği üzre, Mısır’ın o dönemin ünlü doktorlarından olan Şemsettin Sağır’da hastanede hizmet vermeye başlamıştır ve çağının akıl ve sinir hastalıkları tedavisinde büyük ün kazanmıştır.

Hastane 1560 metre karelik bir alana kurulmuştur ve yapının içinde 21 oda, 2 mutfak, 1 eczane ve 2 tabip odası bulunmaktadır.